Hamd,
yalnızca Allah'adır.
İslâm'ın, kaza ve kadere
bakışını anlatmaya çalışırsak, konu biraz
uzayabilir. Bu konuda faydalı olacağını düşünerek
önemli noktaları kısaca anlatmaya çalışacağız,
gerekli yerlerde ise, mümkün olduğunca bazı açıklamalar
yapacağız.
Allah Teâlâ'dan faydalı kılmasını ve
kabul etmesini dileyerek deriz ki:
Kıymetli kardeşim!
Bilmelisin ki -Allah Teâlâ hayırlı işlerde
seni muvaffak kılsın- kazaya îmânın hakikatı şudur:
Bu kâinatta meydana gelen her şeyin, Allah
Teâlâ'nın takdiri ile olduğunu kesin bir şekilde tasdik
etmektir.
Kadere îmân; îmân esasları'nın altıncısıdır.Kadere
îmân etmeyen hiç kimsenin îmânı olmaz.
Nitekim bazı insanların kaderi inkâr ettikleri
haberi, Abdullah b. Ömer'e -Allah ondan ve
babasından râzı olsun-
ulaştığında o şöyle demiştir:
(( إِذَا لَقِيْتَ أُولَئِكَ فَأَخْبِرْهُمْ أَنِّي بَرِيءٌ مِنْهُمْ
وَهُمْ بُرَاءُ مِنِّي، وَالَّذِي يَـحْلِفُ بِهِ عَبْدُ اللهُ بْنُ عُمَرَ لَوْ أَنَّ لِأَحَدِهِمْ
مِثْلَ أُحُدٍ ذَهَبًا فَأَنْفَقَهُ مَا قَبِلَهُ اللهُ مِنْهُ حَتَّى يُؤْمِنَ بِالْقَدَرِ
))
[ رواه أبو داود والترمذي وصححه الألباني ]
Kıymetli kardeşim!
Bilmelisin ki kadere îmânın şu dört
mertebesine (derecelerine) îmân etmedikçe, kadere îmân geçerli (sahîh) olmaz.
Bunlar:
1. Allah Teâlâ'nın, ezelden beri, her şeyi
yarattığına toptan ve detaylı olarak îmân etmektir.
Dolayısıyla göklerde ve yerdeki zerre miktarı bile olsa,
hiçbir şey O'na gizli-saklı kalmaz.
2. Allah Teâlâ'nın, bütün bunları, gökleri
ve yeri yaratmadan elli bin yıl önce Levh-i Mahfuz'da
yazdığına (kaydettiğine/takdir ettiğine) îmân
etmektir.
3. Allah Teâlâ'nın yerine getirilen bir irâdesi ve
şâmil bir kudrete sahip olduğuna îmân etmektir.Dolayısıyla
bu kâinatta hayır olsun, şer olsun, hiçbir şeyin Allah
Teâlâ'nın irâdesi dışında olmaz.
4. Kâinattaki bütün varlıkların, Allah Teâlâ
tarafından yaratıldıklarına îmân etmektir.
Dolayısıyla O, mahlukatın, onların sıfatlarının
ve fiillerinin yaratıcısıdır.
Nitekim
Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
ذلكم الله ربكم لا إله إلا هو خالق كل شيء [ سورة الأنعام الآية:
١٠٢]
"İşte Rabbiniz Allah,
O'dur.O’ndan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. O,
her şeyin yaratıcısıdır.Öyle ise yalnızca
O’na ibâdet edin (ve O'nun emrine boyun eğin). O, her şeyin koruyucusudur." ( En'am Sûresi: 102 )
Kadere
îmânın geçerli olabilmesinin gereklerinden birisi de şu hususlara
îmân etmek gerekir:
- Kulun,
fiillerinin (davranışlarının) gerçekleştirdiği
bir irâde ve tercihi/seçimi vardır.
Nitekim
Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
لمن شاء منكم أن يستقيم[ سورة التكوير الآية: ٢٨]
“Sizden,
doğru yolda (îmân üzere) gitmek isteyenler için (bu bir
öğüttür).” (
Tekvîr Sûresi: 28 )
Yine, Allah
Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
لا يكلف الله نفساً إلا
وسعها [ سورة البقرة من الآية:
٢٨٦]
“Allah,
herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutar (gücünün
yetmeyeceği bir şeyle sorumlu tutmaz).” ( Bakara Sûresi: 286 )
-
Kulun, irâde ve kudreti, Allah Teâlâ'nın kudreti ve irâdesinin
dışına çıkamaz. Dolayısıyla kula bunu (irâde ve
kudreti) bahşeden ve onun, iyi ile kötüyü birbirinden ayır
etmesini ve ikisinden birisini tercih etmesini/seçmesini sağlayan, O'dur.
Nitekim Allah
Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
وما تشاءون إلا أن يشاء
الله رب العالمين[ سورة التكوير الآية: ٢9]
"Âlemlerin
Rabbi Allah dilemedikçe de siz dileyemezsiniz (ne doğru yolda gidebilir,
ne de ona gücünüz yeter).” ( Tekvîr Sûresi: 29 )
- Kader, Allah
Teâlâ'nın kullarındaki bir sırrıdır. Allah
Teâlâ'nın bu konuda bizlere açıkladığını
öğrendik ve ona îmân ettik. Hakkında bilmediğimiz şeyi
ise, kabul ettik ve ona îmân ettik.Bizler, kısıtlı akıllarımız
ve zayıf anlayışımızla, fiilleri ve hükümlerinde Allah
Teâlâ ile çekişip mücâdele etmeyiz. Hatta Allah Teâlâ'nın tam
adâletine ve mükemmel hikmetine îmân ederiz. O, yaptıklarından
sorulmaz. O'na hamd ederek O'nu bütün noksanlıkladan tenzih ederiz.
Bu
saydığımız şeyler, selef-i sâlihin (ilk
müslümanların) bu büyük konudaki inancının bir özetidir.
Şimdi
yukarıda geçen bazı husuları aşağıda detaylı
olarak zikredeceğiz. Allah Teâlâ'dan bizlere yardım etmesini ve
bizleri doğru yolda muvaffak kılmasını O'ndan isteyerek
deriz ki:
Birincisi:
Kaza ve Kader'in sözlük anlamı
Kaza'nın
sözlük anlamı:Bir işi sağlam yapmak ve mükemmel yapmak
demektir.
Kader'in
sözlük anlamı: Takdir etmek demektir.
İkincisi:
Kaza ve Kader'in terim anlamı
Kader'in
terim anlamı: Allah Teâlâ'nın işleri ezelde takdir etmesi, onların
kendisi tarafından bilinen vakitlerde ve özel vasıflarda vuku
bulacağını bilmesi, onları (Levh-i Mahfuz'da) yazması,
dilemesi/istemesi, takdir ettiği şeye göre onların vuku
bulması ve onları yaratmasıdır.
Üçüncüsü:
Kaza ve Kader arasında fark var mıdır?
Bazı
âlimler, Kaza ve Kader fark var demiştir. Sanırım doğruya
en yakın olan görüşe göre, anlam olarak Kaza ve Kader
arasında hiçbir fark yoktur.
Kaza ve
Kader terimlerinden biri diğerinin anlamına delâlet eder.Kur'an ve
Sünnet'te ikisi arasında fark olduğunu gösteren hiçbir delil
yoktur.Âlimler, Kaza ve Kader terimlerin-den birisinin diğerinin
yerine kullanılmasının doğru/geçerli olduğu konusunda
ittifak etmişlerdir.Dikkat edilmelidir ki, îmân edilmesi gereken
esaslardan olan Kader lafzı, Kur'an ve Sünnet'te daha çok
zikredilmiştir.
Yine de en
doğrusunu Allah Teâlâ bilir.
Dördüncüsü:
Kadere îmânın dîndeki yeri
Kadere
îmân; altı îmân esasından birisidir.
Nitekim Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-, Cebrail -aleyhisselâm- îmân hakkında
kendisine sorduğunda ona şöyle cevap vermişti:
(( اَلإِيماَنُ:
أَنْ تُؤْمِنَ باِللهِ، وَمَلاَئِكَتِهِ، وَكُتُبِهِ، وَرُسُلِهِ، وَالْيَوْمِ
اْلآخِرِ، وَتُؤْمِنَ باِلْقَدَرِ خَيْرِهِ وَشَرِّهِ )) [ رواه مسلم ]
“Îmân; Allah’a, meleklerine, kitaplarına,
peygamberlerine, âhiret gününe, kaderin hayır ve şerrine îmân
etmendir.” ( Müslim )
Kader
lafzı, Kur'an-ı Kerim'de Allah Teâlâ'nın şu sözlerinde
buyurduğu gibi gelmiştir:
إنا كل شئ خلقناه بقدر [ سورة القمر الآية: ٤٩]
"Şüphesiz ki biz, her şeyi bir ölçü (kader) ile
yarattık." ( Kamer Sûresi:
49 )
وكان أمر الله قدرا
مقدورا[ سورة الأحزاب الآية: ٣٨ ]
"Allah’ın, (daha
önceki peygamberlere helâl kıldığı gibi), kendisine
helâl kıldığı şeyde Peygamber'e herhangi bir günah
yoktur.Sizden önce gelip geçen peygamberler hakkında da Alah'ın
kanunu böyle câri olmuştur. Allah’ın emri, mutlaka vuku bulacak
olan bir kaderdir." ( Ahzâb Sûresi: 38 )
Beşincisi:
Kadere îmânın mertebeleri (dereceleri)
Kıymetli
kardeşim!
Bilmelisin
ki -Allah Teâlâ, seni rızâsına uygun olan işlerde muvaffak
kılsın- kadere îmân, şu dört mertebeye îmân etmedikçe tamam
olmaz.
Bu
mertebeler:
1.
İlim Mertebesi: Allah Teâlâ'nın her şeyi ilmi ile
kuşattığını ve göklerde ve yerde bulunan hiçbir
şeyin, zerre miktarı da olsa onun ilminden kaçamayacağına,
O'ndan gizli-saklı kalamayacağına, Allah Teâlâ'nın
mahlukatı yaratmadan önce onları bildiğine ve ezelî ilmi
ile onların ne yapacaklarını bildiğine îmân etmektir. Bu
konuda deliller pek çoktur.
Nitekim
Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
هُوَ اللَّهُ الَّذِي لا
إِلَهَ إِلا هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ
[ سورة الحشر الآية: ٢٢]
"O, O'ndan başka
hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah olmayan Allah'tır. Görünmeyeni
ve görüleni bilendir. O, (rahmeti her şeyi kuşatan) Rahmân'dır,
Rahîm (kullarına çok merhametli)'dir." ( Haşr Sûresi:
22 )
وأن الله قد أحاط بكل شيء علما [ سورة الطلاق الآية: ١٢]
"Allah, yedi kat göğü
ve yerden de onların benzerini yaratandır.Allah’ın emri ve hükmü
bunlar arasında inip durur ki, Allah’ın her şeye kâdir
olduğunu ve Allah’ın her şeyi ilmiyle kuşattığını,
(O’nun ilmi dışında hiçbir şey olmayacağını)
siz de bilesiniz." ( Talâk Sûresi: 12 )
2. Kitâbe/Yazma
Mertebesi: Allah Teâlâ'nın, bütün mahlukatın kaderlerini
Levh-i Mahfuz'da yazdığına îmân etmektir.Bunun delili, Allah
Teâlâ'nın şu sözüdür:
أَلَمْ
تَعْلَمْ أَنَّ اللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاءِ وَالأَرْضِ إِنَّ ذَلِكَ فِي
كِتَابٍ إِنَّ ذَلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرٌ [ سورة الحج الآية: ٧٠ ]
“(Ey
Muhammed!) Allah’ın, gökte ve yerde ne varsa (hepsini) bildiğini
bilmez misin? Bu, bir kitapta (Levh-i Mahfûz’da yazılı)dır.Bu
(ilme sâhip olmak, kendisini hiçbir şeyin âciz
bırakamadığı) Allah için çok kolaydır.” ( Hacc Sûresi: 70 )
Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- de bu konuda şöyle buyurmuştur:
(( كَتَبَ اللهُ مَقَادِيرَ الْخـَلَائِقِ
قَبْلَ أَنْ يَخْلُقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بِخَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ )) [ رواه مسلم ]
“Allah,
gökleri ve yeri yaratmadan elli bin yıl önce mahlukatın
kaderlerini yazmıştır.” ( Müslim )
3. İrâde ve Meşiet Mertebesi: Bu kâinatta meydana gelen her şeyin, Allah
Teâlâ'nın dilemesiyle olduğuna îmân etmektir.Allah Teâlâ'nın
dilediği olur, dilemediği ise olmaz.
Dolayısıyla
hiçbir şey, O'nun irâdesinin dışına çıkamaz. Bunun
delili, Allah Teâlâ'nın şu sözleridir:
وَلا تَقُولَنَّ لِشَيْءٍ
إِنِّي فَاعِلٌ ذَلِكَ غَدًا إِلا أَنْ يَشَاءَ اللَّه [ سورة الكهف الآيتان: ٢٣ – ٢٤ ]
"Allah’ın dilemesine
bağlamadıkça (inşâallah demedikçe) hiçbir konuda: 'Ben yarın
mutlaka şöyle şöyle yapacağım' deme! Bunu
unuttuğun takdirde (inşâallah diyerek) Allah’ı zikret ve: 'Umarım
ki Rabbim beni, doğruya en yakın olan bir yola iletir' de." ( Kehf Sûresi: 23-24 )
وَمَا تَشَاءُونَ إِلا
أَنْ يَشَاءَ اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ [ سورة التكوير الآية: ٢9 ]
"Âlemlerin
Rabbi Allah dilemedikçe de siz dileyemezsiniz (ne doğru yolda gidebilir,
ne de ona gücünüz yeter).” (Tekvîr Sûresi: 29 )
4. Yaratma Mertebesi: Allah Teâlâ'nın her şeyin yaratıcısı olduğuna
îmân etmektir. Bunlardan birisi de kulların
filleridir.Dolayısıyla bu kâinatta onun yarattığı
şeyden başkası vuku bulmaz.
Nitekim
Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
اللَّهُ خَالِقُ كُلِّ
شَيْءٍ [ سورة الزمر الآية: ٦٢]
“Allah,
her şeyin yaratıcısıdır. O her şeye vekîldir.” ( Zümer Sûresi: 62 )
وَاللَّهُ خَلَقَكُمْ
وَمَا تَعْمَلُون [ سورة الصافات الآية: ٩٦]
“Allah,
sizi de, yaptıklarınızı da yaratmıştır.” ( Sâffât Sûresi: 96 )
Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- de bu konuda şöyle buyurmuştur:
((
إِنَّ اللهَ يَصْنَعُ كُلَّ صَانِعٍ وَصَنْعَتَهُ )) [ رواه البخاري في خلق أفعال العباد، وابن
أبي حاتم في السنة، وصححه الألباني في السلسلة الصحيحة ]
Değerli âlim Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:
Akıl ve Mantık Yürüterek Kader Konularına
Dalmaktan Sakınmak:
Kadere îmân, Allah Teâlâ'ya gerçek anlamda
îmân etmenin bir ölçüsü ve insanın Rabbini bilmek konusunda kuvvetli bir
imtihandır. Bu bilgiden kaynaklanan Allah Teâlâ'ya kesin ve samimi olarak
ve O'nun celal ve kemal sıfatlara sahip olması gerektiğine îmân
etmektir.Bu da şunun içindir; çünkü kader onda sınırlı
aklını alabildiğince serbest bırakan kimse için birçok soru
işâretleri vardır.Nitekim kader hakkında görüş
ayrılıkları çoğalmış, insanlar bu konuda
tartışma ve kader
hakkında gelen Kur'an âyetlerini te'vil etmede ileri gitmişlerdir.Hatta
İslâm düşmanları, her devirde kader hakkında konuşmak ve
şüpheler sokmak sûretiyle müslümanların akidesinde
karışıklıklar çıkarır hale gelmişlerdir.Bunun
içindir ki, güzel isimleri ve yüce sıfatları ile Allah Teâlâ'yı
bilen, işini O'na havâle eden, kalbi mutmain olan ve Rabbi Teâlâ'ya
güvenen ve şüphelerin kendisinin kalbine girmesine yol bulamayan kimse
ancak gerçek îmân ve şüphesiz inanç üzere sebât gösterir.Bu, hiç
şüphe yok ki, diğer îmân rükünleri arasında, Allah Teâlâ'ya
îmânın ne kadar önemli olduğunu gösteren ve en büyük
delildir.Aklın, tek başına kaderi idrak etmesi mümkün
değildir.Kader, Allah Teâlâ'nın kullarındaki bir
sırrıdır.Bu sebeple bizler, Allah Teâlâ'nın,
Kitab'ında veya Elçisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in
sünnetinde açıkladığını öğrendik, tasdik
ettik ve ona îmân ettik.Rabbimizin kader hakkında sustuğu şeye,
O'nun noksansız adâletine, mükemmel hikmetine ve O'nun,
yaptıklarından sorulmayacağına, fakat yaratılanların
yaptıklarından sorulacaklarına îmân ettik.
Yine de en iyisini Allah Teâlâ bilir.
Allah Teâlâ, kulu ve peygamberi Muhammed'e,
âile halkına ve ashâbına salât ve selâm eylesin, onları mübârek
kılsın.
Bu konuda detaylı bilgi için:Hâfız
el-Hakemî'nin: "A'lâmu's-Sunneti'l-Menşûra", s:147; Abdurrahman
el-Mahmûd'un: "el-Kadâu ve'l-Kader fî Dav'i'l-Kitâbi ve's-Sunne" ve
Muhammed el-Hamed'in: "el-Îmânu bi'l-Kadâi ve'l-Kader"
adlı eserlerine bakablirsiniz.